Bir Aynaya Bakarken Başlayan Hikâye
Jackhenry takipçilerine merhaba! Bu yazımız “Kompozit neyle yapıştırılır” konusunu seven herkes için hazırlandı.
O gün Kayseri’nin soğuğu yüzüme öyle bir çarptı ki, sanki içimde sakladığım her şeyi dışarı dökmek ister gibiydi. Sabahın erken saatleriydi. Üniversiteden mezun olalı bir yıl olmuştu ama hâlâ kendimi “tam olarak başlamış” hissedemiyordum. İnsan bazen hayatın içinde yürüdüğünü sanıyor ama aslında sadece aynı sokakta dönüp duruyor gibi geliyor ya… işte ben tam oradaydım.
Aynanın karşısında durduğumda dişimdeki küçük çatlağı fark ettim. Önemsiz gibi görünen ama insanın içine batan türden bir şeydi. Dilim sürekli oraya gidiyordu, sanki eksikliği kontrol eder gibi. O an içimden tek bir cümle geçti: “Kompozit neyle yapıştırılır?”
Bu soru basit bir merak gibi görünüyordu ama aslında içimdeki başka şeylere dokunmuştu. Eksilen şeyleri tamir etmek… kırılanı geri getirmek… belki de en çok buna ihtiyacım vardı.
Kayseri’nin Soğuk Sabahında Küçük Bir Kırılma
Diş hekimine gitmek fikri bile içimi sıkıyordu. Çocukluğumdan beri beyaz önlüklü insanlardan korkmam ama o koltukta oturmak, insanın kendini çaresiz hissetmesine neden oluyordu.
Yine de gittim.
Klinik sıcak ama yabancıydı. Duvarlarda asılı diplomalar, steril bir koku ve sessiz bekleyiş… Sanki herkes bir şeylerin düzelmesini bekliyordu. Ben de öyleydim.
Doktor, dişime bakarken sakin bir sesle konuştu:
“Kompozit dolgu yapabiliriz, küçük bir işlem.”
O an yine içimden aynı soru geçti: Kompozit neyle yapıştırılır?
Ama bu sefer sadece teknik bir merak değildi. Hayatta kırılan şeylerin de böyle kolayca “yapıştırılıp yapıştırılamadığını” düşünüyordum. İnsan ilişkileri, hayaller, güven… Bunlar da kompozit gibi onarılabiliyor muydu?
Bekleme Odasında Düşünceler
Bekleme odasında otururken dışarıdaki hayatı izledim. Kayseri’nin gri sokakları camın arkasından daha da uzak görünüyordu. Telefonuma bakmadım. Çünkü o an içimde başka bir şey vardı: sessizlik.
Sessizlik bazen insanın en gürültülü hali oluyor.
Bir köşede küçük bir çocuk ağlıyordu. Annesi onu sakinleştirmeye çalışıyordu. O sahne bile bana tuhaf bir şekilde tanıdık geldi. İçimde bir yerlerde ben de ağlayan bir çocuk gibiydim.
Ve yine o soru:
Kompozit neyle yapıştırılır?
Sanki sadece dişime değil, içimdeki kırıklara da cevap arıyordum.
Küçük Bir İşlem, Büyük Bir Sessizlik
Sıra bana geldiğinde kalbim biraz hızlı atıyordu. Koltuğa oturdum, tavana baktım. Işık gözlerimi rahatsız ediyordu ama kaçamadım.
Doktor işlemi anlatırken kelimeler kulağıma uzak geliyordu. “Temizlenecek… hazırlanacak… özel bir ışıkla sertleşecek…”
Işık kelimesi garip bir şekilde içimi rahatlattı.
Kompozit uygulanırken hiçbir şey hissetmedim. Sadece bir şeylerin düzeldiğini duymak istedim. Küçük bir sesle yine sordum:
“Kompozit neyle yapıştırılır?”
Doktor gülümsedi:
“Özel bir bonding ajanıyla. Işıkla sertleşir.”
Işıkla sertleşmek…
Bu cümle içimde kaldı. İnsan da ışıkla sertleşebilir miydi? Kırıldığında üzerine biraz ışık tutulsa, yeniden dayanıklı olabilir miydi?
İçimdeki Kırıklar
İşlem bitip dışarı çıktığımda hava hâlâ soğuktu ama ben biraz değişmiştim. Dişim artık daha pürüzsüzdü ama içimde başka bir şey pürüzlüydü.
Yürürken eski bir anı aklıma geldi. Bir zamanlar çok güvendiğim bir arkadaşım vardı. Birlikte planlar yapardık, geleceği konuşurduk. Sonra bir gün her şey sessizce dağıldı. Ne büyük bir kavga oldu ne de dramatik bir bitiş. Sadece… kırıldık.
O kırılma bana şunu düşündürmüştü: İnsanlar da kompozit gibi yapıştırılabilir mi?
Ve tekrar:
Kompozit neyle yapıştırılır?
Belki de soru sadece dişler için değildi.
Geceye Düşen Sorular
Eve döndüğümde Kayseri’nin gecesi çoktan çökmişti. Odamda oturup pencereden dışarı baktım. Sokak lambaları titrek yanıyordu.
Günlüğümü açtım. Yazmak, her zaman içimi toparlayan tek şeydi.
Ama o gün yazarken bile kafamda aynı soru dönüyordu.
Kompozit neyle yapıştırılır?
Bir dişin kırığını kapatan şey, insanın içindeki boşluğu da kapatabilir miydi?
Kalemim durdu.
Çünkü bazı sorular cevaplanmak için değil, hissedilmek için vardır.
İnsan ve Tamir Edilme İsteği
Hayatım boyunca hep “düzelmek” kelimesine inandım. Kırılan şeylerin bir şekilde eski haline dönebileceğine… ama büyüdükçe bunun o kadar da basit olmadığını gördüm.
Yine de o gün diş hekiminde duyduğum şey bende bir umut bıraktı: ışıkla sertleşen bir madde.
Belki insanlar da böyleydi.
Belki bir söz, bir bakış, bir küçük iyilik… içimizdeki kırıkları sertleştirebilir, yeniden ayakta tutabilirdi.
Ama aynı zamanda şunu da düşündüm: Her kırık eskisi gibi olmaz. Kompozit bile olsa iz kalır.
Bir Aynanın Önünde Yeniden
Ertesi sabah aynaya baktığımda dişim farklıydı. Daha düzgün, daha bütün görünüyordu. Ama ben aynı değildim.
Aynaya daha uzun baktım.
“Kompozit neyle yapıştırılır?” sorusu artık sadece bir bilgi arayışı değildi. İçimde bir metafora dönüşmüştü.
Belki de cevap şuydu: doğru malzemeyle, doğru ışıkla ve doğru dokunuşla.
Ama en önemlisi, zamanla.
Kayseri Sokaklarında Düşünmek
O gün dışarı çıktım. Erciyes’in uzaktan görünen silueti her zamanki gibi sessizdi. İnsan ne kadar kalabalık içinde olursa olsun, bazı düşünceler yalnız yürümeyi gerektiriyor.
Bir kafeye oturdum. Çay söyledim. İnsanları izledim. Herkes bir yere yetişiyordu. Kimse durup “ben neden buradayım” diye sormuyordu gibi görünüyordu.
Ama ben soruyordum.
Ve yine aynı cümle zihnimin içinde yankılandı:
Kompozit neyle yapıştırılır?
Bu sefer cevap aramıyordum aslında. Sadece o sorunun içimde bıraktığı boşluğu hissediyordum.
Kırılmak da Bir Tür Yaşamak
İnsan kırılınca eksildiğini sanıyor. Ama belki de kırılmak, var olduğunu daha çok hissettiren bir şeydir.
Ben o gün bunu öğrendim.
Dişimdeki küçük çatlak, bana içimdeki büyük kırıkları düşündürdü. Ve kompozit, sadece bir dolgu değil, bir hatırlatmaydı.
Her şeyin tamir edilmesi gerekmediğini… bazı şeylerin sadece taşınması gerektiğini…
Son Bakış
Akşam eve döndüğümde ışıklar yine aynıydı. Ama ben farklıydım.
Günlüğüm açık kaldı.
Ve son kez içimden geçirdim:
Kompozit neyle yapıştırılır?
Belki de cevap basitti. Ama hayatın kendisi gibi basit görünen şeyler en derin anlamları taşıyordu.
Ben o soruyu artık bir bilgi olarak değil, bir his olarak taşıyordum.
Kırıkların tamamen kaybolmadığını ama doğru ışıkla yeniden şekillenebildiğini bilerek…
İlginizi Çekebilecek İçerik: Kompozit neyle silinir ?